lastikayakkabi

  • Random
  • Archive
  • RSS
  • sor bebeğim
  • Submit

Spartacus

-çok fena spoiler da var-  

Spartaküs ya da artık ne diyorsanız, candır dedim, ne yalan söyleyeyim diziye başlamadan önce dediler ki “izle la sevişmeli falan izlemelik”, iyi dedim bir bakalım neymiş bu…

  Andy’ciğim o zamanlar meşhurluğun dibine vurmuş -ki öncesini bilmiyorum bu konuda fena cahilimdir-, Sura aşağı Sura yukarı kilitledi ilk sezondan, ne ilk sezonu hatta ilk bölümden, dedim ya sevişmeli falan dediler beklentilerimi tam anlamıyla karşılamıştı… 

  İlk bölümden itibaren kendimi adamın yerine koydum valla Sura olsun ben de bütün Roma’ya pantolonumu indirip gerine gerine “bacak kaslarımı” gösteririm dedim. (Gladyatörüm olum boru mu?)

(babane özeti-“bö”) 

Adamceğizle beraber arenalara çıktım resmen kaptırdım gittim, hatunu bulalım diye kıçımı yırttım derken ibnenin evladı o güzelim kızı ziyan edip yolladı çocuğun kucağına, bizimki de durur mu basmış cevabı karının karnına kılıç sokup çocuğunu telef etmezsem ben de spartacus değilim ulan deyip dağlara taşlara haykırdı tabi…

Sonra verdi gazı eşe, dosta, yiğide, saldı batiatus’un üstüne, bir gözü batiatus’ta diğer gözü glaber’da öyle russell crowe gibi şekilli kıyafetlerle falan da değil bildiğin don paça, kıçının yarısı dışarıda… Anam o ne hengamedir o ne can pazarıdır öööf öf derken parça pinçik ettiler koskoca batiatus hanesini, kapıları yıktılar “köle değiliz köle değiliz, kahrolsun kölelik, kapitalizmin allah belasını versin, glaberin de amk” diyerekten aktılar sokaklara… bunların dışında da sevişmeydi işte ilk sezon…

O arada has spartacus hastalandı kaldıramadı adam bu kadar bünyeye yüklenmeyi, kanser oldu, kanser ettiler çocuğu, aman o tedavi görsün falan derken dediler ki haco biz en iyisi bir geçmiş takılalım doctore anlatalım biraz;

(bö)

Gannicus var bir tane böyle uzun saçlı falan, bizim spartacus’un saçlar da böyleydi uzundu da böyle değil tam da, işte bunlar çok iyi arkadaşlar oenomaus (bunu da yazmak çok zor copy&paste)’la, ama biraz da şerefsizlik dönüyor bunlarda, sen ki koskoca gannicus git en yakın arkadaşının karısına sark, karısı da yollu gerçi orası ayrı, yine de ibnelik yani, yok efendim kızın gözüne girmek için git iki adam öldür yıldız ol, capua gannicus gannicus diye yırtınsın, neymiş efendim onuruyla savaşırmış… neyse bu masa başı oyunlarıyla başka bir haneye satılacak gidiyor artık, son gece falan derken oenomaus’un karısı ortalıkta dönen zehirli şarabı al sen son bir kadeh içelim diye git adamın odasına, içelim sarhoş olalım son bir kez sevişelim oooh aman ne güzel son bir gece daha çirkin olalım deyince birden ağzından burnundan kan gel öğüre öğüre öl gannicus’un kucağında… Gel de şimdi bunu açıkla adama,kardeşim senin karı benim odada öldü öncesini ne sen sor ne ben anlatayım…

O oldu bu oldu derken üstüne bu gannicus hepten ipini kopar önüne geleni kes biç, rudis’i al özgür adamım diye çık git haneden…

İkinci sezonu da böyle bitirdiler, baktılar Andy daha tedavi oluyor, -iyileşti derken bir daha yakalandı dediler iki aya kalmadan da öldü zaten, iyi adamdı daha çok severdim kendisini- başka bir çocuk olsun dediler spartacus… Böyle tipten benzesin en azından sarışın olsun renkli gözlü olsun dediler, ama işte saçlara hiç bakmamışlar, ben adamın dizi dışındaki haline bir baktım google’a yazıp, pöööf sabri gibi saç var adamda azcık daha inse kaşlarına birleşecek (evet kelim).

Adamı bulmuşken hemen hızlı bir vücut geliştirme hoop yeni spartacus, mavi perde…

Yeni sezona da vengeance dediler intikam demekmiş sonradan öğrendim, bizim spartacusu köle yapıp karısını alan glaber’la atışmalarını konu edindiler.

(bö)

Spartacus kapıları yıktı batiatusun karıya kılıcı soktu ya, glaber dedi ki, sen koskoca Roma’ya nasıl karşı gelirsin seni bulmak boynumun borcudur, yakaladığım yerde ananı laciverde boyadım… Spartacus yiğit adamdır altında kalmam dedi, spartacus kaçtı glaber kovaladı, spartacus kaçtı glaber kovaladı, bu sezonun finaline kadar da böyle böyle süründürdüler, crixus naevia diye diye spartacus’un kafasının etini yedi, neyse buldular onu da orada da bir oyun yapıp çaktırmadan naevia’yı da değiştirmişler onun eskisi de öldü galiba…işte bizim kaçak gladyatörler capua’daki arenayı yıktılar 3 kişiyle, hiç de acımadılar ne anılar vardı orda ne anılar… O arada da gannicus da bizim mültecilere sığındı, kılıçlar, şaraplar derken oenomaus’da öğrendi gannicus’un karısına sarktığını, dedi ki “olum sen ağır şerrefsizsin benim senin gibi kardeşim yok”, gannicus da “ayıp oluyo hacı senin karı da az yollu değilmiş ama seviyoduk işte naparsın” falan dedi, sonra affet beni diye diye kıçından ayrılmadı oenomaus’un… Affeder mi adam, o tiple zor zoraki bir hatun ayarlamış ona da gel sen hallen… 

Final bölümüne de sıkıştırdılar adam ölecekti de ölmeden bir affedermiş gibi oldu, glaber spartacusu sıkıştırdı diye düşünürken baskınlar mancınıklar alevler falan bir anda işler tersine döndü gene mülteciler kazandı spartacus da glaberi öldürdü kafasını yukarı kaldırıp kılıcı boğazından midesine kadar soktu valla acımadan, benim bile gözümün önüne Sura geldi onu yaparken. Özellikle değinmedim ama spartacus arada bir hatun daha harcadı o da öldü amk, yeni sezon yeni hatun artık…

Can alıcı nokta da son sahnede bildiğin eledim eledim asker eyledim türküsü çaldı, dedim bir an polat alemdar girecek şimdi kapıdan, ya da memati ve uyan mamoş…

Oenomaus öldü kimse iplemedi, o adam bunları haketmemişti, hemen kutlamalar spartacus spartacus diye bağırmalar ve dizimag müziği…Özetle bu kadar, daha da izlenecek pek bir şey kalmadı, zaten yeni moda on bölüm çekip bir sene ara vermek artık seneye görüşürüz spartacus, yeni düşmanı ve yeni hatunu. o.ç. yılmaz kendine iyi bak.

  • 2 months ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Q:Geldim öyle ama sormicam, anonim vurup kaçıcam. Milli formanı okudum çok duygulandım, sesli güdüm.. Ama işin olayı bu dostum, ilk macın heyecanı, oyuna da zaten geç almışlar, e haliyle ne ara başladı ne ara gol oldu anlamazsın.. Senin için en iyisi önümüzdeki maçlara bakmak =) çokta düşünmemekte fayda var..

Anonymous

eyv kanka :D

  • 3 months ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Q:Bir çift eski ayakkabı, bir çift eski ayakkabıdır. Ama bir çift eski ayakkabıyı duvara astığımda onlar artık BİR ÇİFT ESKİ AYAKKABI değildir. Nedir?

Anonymous

duvara asılmış bir çift eski ayakkabıdır.

  • 3 months ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

bir hocam var ki

  Benden öte benden ziyade… Geçen yıl mıydı ne zamandı tam olarak hatırlamıyorum, arkadaşım bana bir davet yolladı… hocam.com’a katıl sen de gel çok mutluyuz mes’uduz falan dedi, inandım tıkladım… 

  Tam da o sıralarda üniversitemin saçmasapan obs işlemleriyle ilgili, “tepkini ortaya koy hadi gel sen de” amacı güden bir sayfanın girişi öğrenci numarasıyla idi… Ben de bu konuda huyluyumdur öğrenci numarası soran bir yer varsa uzak olsun girmem ne gerek var falan… Pasaport numaramı veriyorum sanki… hocam’da aynen böyleydi işte… Neyse vazgeçtim “ortakantin” gibi bir yer dedim… 

  Ama artık kanıma dokunmaya başladı, “ahaaa sen hocam’da yok musuuun?” diyen arkadaşlarım peydah oldu birden bire… Varım aslında, alan yok, 6aydır sıralamam bilmem kaç evresinde duruyor… İşin garip yanı başvurduğumda 91bin küsürdü  yanlış hatırlamıyorsam. Günden güne de gerilemeye başladı… Az önce baktığımda da 94196’yı gördüm…

  İçerden torpil falan da yalan, arkadaşlarım tavla oynayarak beni alamayacağına göre, bu benim için bir izzet-i nefis meselesi oldu çıktı…

  Diğer bir yöntem de blogunuzda neden hocam‘a girmek istediğinize dair bir yazı yazmak koşulu imiş… 

  Siteye girmek için niyet mektubu… He sitenin reklamı ise amaç, bu da bir reklam, ama niyet mektubu nedir ya? vize mi alıyoruz?

  Üye alım sıralamasında feyk hesap önlemekse amaç, zaten öğrenci numaralarıyla başvuru yapmadık mı? Hocam ürünleri aldırmaksa, herhangi bir üniversite öğrencisinin bu kadar mal olabileceğini düşünmüyorum, “tişört alayım da hocama gireyim”… He içerde sıcak şarap ikram ediyorsanız o ayrı…

  Neyse özetle, siteyi övmem mi gerekiyordu niyet mektubunda? girmedik ki övelim, ama niyetliyiz biz ailecek, ev arkadaşlarım falan, sıralama yarıştırıyoruz artık… He ben geldiğimde kalkarsanız da darılırım valla…

  • 3 months ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

Bugünün menüsü kelle-paça

Bayılırım kendisine. Annem de sağolsun yaklaşık 2 aydır dolapta bir tane kurbanlık kafası tutuyor benim için. Kadın işten izin aldı, sabahtan beri mutfakta kocaman bir kazanla cebelleşiyor. 

Uyandıktan sonra eve geçtim artık abimden. Sokakta aldım benim kelle’nin kokusunu. Yukarı çıktım etler ayrılmış iyice, sadece kemik kalmış hayvanda… Annem dedi ki gel bak bir parça ye diye… Daha çorba olmamış ama bildiğin kelle… Çok da cazip geldi olur dedim. Dilin ucunu kesti bana verdi…

Ulan bir tuhaf oldum, ağzımın içinde başka bir dil, ooo iyi hoş severim bu hissi de yemem gerek onu yiyemiyorum. 2ay önce ölmüş hayvanla fantezi yapıyorum sevişiyorum ağzımın içinde falan… En sonunda annemle gözgöze geldik, kadında anlamsız bir ifade “napıyosun lan sen?” diyecek diye bekliyorum, durumdan sıyrılma cümlesi olarak ağzımdan “uuuooogghh çog şıjakmış bu yaa” çıktı.Bilmiyorum durumu kurtardı mı, hayvanın diliyle seviştiğimi anladı mı, ne düşündü hiç bir fikrim yok.

Ama iyiymiş ya bildiğin dil yani, hayvanda da hatunda da aynıymış. 

  • 4 months ago
  • 5
  • Permalink
  • Share
    Tweet

kız kankası

sevgili kız kankası

bu dünyada senden daha çok nefret ettiğim kimse yoktur, emin ol.

sen çölde su, mapusta gün, oruçta ekmek olsan gözüme giremezsin. küçükken tam sınıfta sıraya oturacakken arkadaşının altına silgi koyan çocuk kadar, tüm sinema salonu boş olduğu halde tam önümde oturan uzun boylu adam kadar, kgs kuyruğunda kartını evde unuttuğunu fark edip arka arabadan isteyen kadın kadar değerin yok benim için.

senin hep pembe tişörtün var
senin hep saçların tik tik
sakalların kirli

kız kankası, çok uzatmadan direkt sorucam ; neyin peşindesin arkadaş?

yıllardır kızların kanına giriyosun, “amaan sana daha iyisi mi yok, üzüyosa ayrıl gir kız” diye gaz veriyosun, “ilk günden sinemaya davet ettiyse bunun niyeti belli, sen iki tane pantolon giy kız” diye göz korkutuyosun.

sürekli kankası olduğun kız ayrılsın, ağlasın da ona teselli ver istiyosun. kız kankası yeter artık, çık git hayatımızdan.

senin 1990 yılında arkadaşlık ettiğin kızlar şimdi 40’ına merdiven dayamış, hala kendini prenses sanan bekar kadınlar oldu.

senin elini sıktığın, hiç bilemeyene bile para veren on numara oyununda sadece 1 bilip para kazanamadı.

senin selam verdiğin, aldığı dondurmayı ilk yalayışında olduğu gibi yere düşürdü.

seni durdurmak zor biliyorum.

sen; tunç, berk, doğu, mert isimleriyle bölünerek çoğalıyorsun. araya bir iki tane kazım, murtaza falan gibi ataerkil isim katılıyor onlar hiç çekilmiyor.

neyse, senin yüzünden kız arkadaşımı hiç tek başına göremiyorum.

“tunç da gelsin mi tatlııım? çok kafa çocuk, valla…”

ben sırf bu tabirler yüzünden seni bir dönem sadece kafasın sanıyordum.

sinemaya gidiyoruz sen, kafeye gidiyoruz sen, parkta yürüyoruz sen, yemekte yine sen. sanki seninle ayrılmışız da kızın velayeti sende kalmış gibi, arada elinden tutup hafta sonları bana gösteriyorsun. hiçbir erkek kız arkadaşının başka bi kankası olsun, ondan akıl alsın istemiyor. bunu aklına sok.

sürekli kızın yanında olmasan, evini yurdunu öğrenip seni tek yakalasam, ağzına bütün kızlar arasında moda olmuş renkli belediye çizmesinin tabanıyla, ne bileyim rasta yaptırıp bozulmasın diye 8,5 ay yıkanmayan kızın saçıyla vururum ha.

kız kankası,

ister tunç ol ister berk, ister doğu ol ister mert

sen kazanamayacaksın!

(via yarakgibiadam)

Source: toplumdusmani

  • 4 months ago > toplumdusmani
  • 62
  • Permalink
  • Share
    Tweet

böyle rüyanın amk

Yaklaşık iki senedir yasını tuttuğum mümkün olduğunca da bahsetmediğim, bir zamanlar da evleneceğim diye düşündüğüm malum sevgilimi gördüm gene rüyamda… Tabi  benden sonraki sevgilisiyle.

Evden çıkıyorum biriyle buluşmaya, ortalama gecenin bu saatleri falan. Biz yine ne ara aynı şehre geldiysek, tam köşeyi dönüyorum böyle yurt gibi bir yerin önünde bunları görüyorum. Beni görünce çocuk dönüp gidiyor, kız da selam versem mi vermesem mi diye tereddüt ediyor, ben gidiyorum üstüne doğru konuşuyorum nasılsın diye… İyiyim falan diyor. Sonra bir bakıyorum kız hamile… Kafayı yiyorum böyle içten içe… Kız söylediğinde de biliyorum haberim var diyorum nerden biliyorsam.

Çocuk tekrardan geliyor, meğer kızın bir rahatsızlığı varmış ama çözememişler daha bebekte mi yoksa kızda mı rahatsızlık olduğunu… Eleman telaşlı falan.. Neyse kız yurda giriyor, çocukla ben başlıyoruz yürümeye, anlatıyor o arada böyle böyle diye hastalığını… Niyeyse ben de yardım etmeye çalışıyorum. Kızı yurda bırakıyoruz ama hastaneye gidiyoruz kız olmadan nasıl bir tıbbi müdahale bekliyorsak… Bu kez yolda elemana bir şeyler oluyor, yere çöküyor kalbini falan tutuyor, fedakar adammış rüyamda, kendi rahatsızlığından bahsetmemiş kıza ama onun için koşturuyor falan… Kaldırıyorum adamı önce seni bir gösterelim neyin var diye diyorum, o kocaman adama destek olup hastaneye götürüyorum falan, kız arıyor dikkat et ona iyi bak falan… “Amk bu nası bi rüyadır, nası bi vicdandır. sikerim böyle işi..” diyerek de uyanıyorum, artık bilinçaltım bana nasıl bir senaryo belirlediyse… Hiç bir önermesi ana fikri falan yok… Öylesine boş bir rüya yola çıktım bunları gördüm hastaneye götürdüm bu kadar…

Barış Manço’nun nick the chopper şarkısı gibi hikayenin sonu yok ortası da yok başı var öyle bitiyor. Ne anladın dersen kondom önemli.

  • 4 months ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet

feysbuk popisi

Feysbuku olan kızlar düğüne gitmeseler mesela. Ya da bunları tek tek duvar fotoğrafı olarak paylaşmasalar… ya da hepsi değil şu profilde olanlar;

Genellikle çocukluğumdan tanıdığım, tanıdığım günlere de lanet ettiğim, mümkün olduğunca konuşmadığım ama ille de arada bir selam veren, genelde ilk maili “beni hatırladın mı?” olan, haktan ve güllü paylaşan, profilinde ayıcık fotoğrafı bulunan,  ”aşığım sanaaa <3” yazıp paylaştığı halasının çocuğu falan olan bebekler de aslında götüme benzeyen kızlar gitmesin o düğünlere…

 Bilmiyorum güzeldir, düğün falan eğlence yani ben sevmesem de… Gidin eğlenin hoplayın zıplayın, teyzenin ayakkabısına isminizi yazın silinecek mi silinmeyecek mi ona bakın, ama o fotoğrafları paylaşmayın yalvarırım… Güzel kızlar da yok, herkes düğün karısı… 

 Bir popi değilsin, “Canlarım sizi çok seviyorummm!!!” dediğini sadece 1 kişi beğenmiş, Sevgilin de kot pantolona gömlek sokuyordur, varsa… 

 Büyük harflerle durum yazma mesela, teknoloji çağına gireli yıllar olmuşken 0.facebook ile girme ya da… samsung e250 var sende kesin. Ekranında da bebek resmi…

Gözüme bu battı az önce…

Tamam kabul ediyorum canım bahane bulmak istedi sadece. öl sen en iyisi… He ne dersin? Valla ben çok beğendim bu öneriyi.

  • 4 months ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet

malum final haftası

Geliyor, geliyor, geldi ufaktan bir girdi çıktı demek isterdim ama ufaklığın boyutu biraz karışık…
İlk olarak alttan aldığım mukavemet sınavına girdim, çok heyecanlıydı. Sınava girmeden önce de… Dedim ki ben bunun “anasınızktim”, çok iyi çalıştım ne sorsa tamam…En az 80… 40 alsam  da yeterli düzeyde falan derken 1. soru yanlış, 2 yanlış, 3 yanlış, 4e hiç bakmamıştım zaten. Çok da nefis başladı hafta beklentilerimin aksine. 

Sonra anasını siktiğimin bölümüyle alakasını çözemediğim bir ekonomi sınavına girdim. (inşaat mühendisliği okuyorum). Bakkal hesabı yaptım çıktım. Sorarsan yaptıklarımın hepsi çok mantıklıydı, boku hocaya atmaya hazırlanıyorum. Aynı gece babam aradı sınavlar nasıl diye, iyi idare eder dedim. Ama garip bir şey  vardı her zaman bana dersler konusunda çok katı olan babam güldü sen halledersin zaten, dedi.peşine de;

-harçlığın ne durumda kaç gün idare eder?, dedi

(sınavların verdiği vicdan azabıyla dedim ki babama güzellik yapayım.)

-kaç gün idare etsin ehe?

- 3-4 gün daha etsin.

-tamam babam idare ederim sen sıkıntı etme.

-hehe neyse  ben yarın para yolluyorum kirayı da yollarım gelmeden ödersin.

(noluyo lan o.0)

bu diyalogtan(bu kelimeyi doğru mu yazdım bilmiyorum) sonra telefonu anneme verdi. 5 vakit namaz kılan annem, dün arayacaktım seni içiyorsunuzdur sarhoşsundur diye aramadım dedi. ailemdeki bu değişikliği çözmeye çalışırken anneme ufaktan okulun bir sene uzayacağını anlattım. Bu arada da dördüncü şoku yedim.

-Anne benim okul uzuyor ya pek yolunda değil dersler babam umutlu ama olmayacak yani..

-Olsun çocuğum benim de emekli olmama 3 sene var zaten, sen okula başladın çalışmaya başladım sen bitirirken bitiririm dedi.

(öldüm kesin ya da öyle gördüler)

Hala daha çözemedim o gün bizimkilere ne olduğunu. Belki yılbaşı kutladılar çaktırmadan… 

 He içimi rahatlattı mı diye sorarsan, daha beter etti amk vicdan azabının kralını yaşıyorum… Sonra bugün en umutlu olduğum (diğerleri gibi) hidro sınavına girdim… (Ki toplasan devamsızlığım 5tir, o kadar derse gittim, fotokopiye ihtiyaç duymayacak kadar güzel not çıkardım, vizesi iyiydi, harf getirmeyi planlıyordum, geçen hafta bitirmiştim konuları bu gece de tekrar edip sınava hazır hale gelmiştim…) Derken öyle güzel ters köşe oldum ki! şöyle bir soktu çıkardı Çağataycım…

Ayrıca bugün başka bir dersin sınavı vardı onda da dz olduğu için finale giremedim…

Geriye kaldı iki dersim… Vizesi kötü olan ve bırakmayı planladığım dersler… 4 dersi geçerim o 2si de kalsın amk çok da önemli değil derken şimdi sike sike onlardan birini kurtarayım bari derdindeyim… Bunların hepsini de az önce hidro’dan çıktıktan sonra otobüste düşünüyordum… Moralim bozuldu bir şeyler alayım biraz içerim dedim. Markete yöneldim, o arada bir tane dilenci teyze, ulan ne menem bir şeydir, ne güzel şeyler söylüyor dualar ediyor falan, yok amk bozuk para vereyim… Bir de geç kaldı diye düşünüyorum artık işim dualık değil, giren girdi diyorum… Es geçtim teyzeyi gittim alkolümü aldım günün daha bu saatinde içmeye başladım… Bu kez de kapı çaldı… Adamın biri elinde yasin var satıyor, güzel kardeşim falan dedi bana, bir de o arada bir kaç dua okudu galiba bilmiyorum, çok karışık şeyler söyledi… Teyze aklıma geldi, bu kez bozuk param vardı, niyeyse aldım… Dedim işaret galiba amk baksana ısrarla geliyorlar güzel kardeşim, aman yavrum işlerin rast gitsin falan… Psikolojik olarak zaten siki tutmuşum nereden tutsan oraya giderim, adamlar duaya çağırıyor… Ama işte yine geç kaldılar, Son paralarımı gidip biralara verdim, üstüne onu da açtım yani… tıpkı sınavlardan sonra geldikleri gibi aynı zamanda biramı açtıktan sonra geldiler… Bu saatten sonra yapacak bir şeyim yoktu, siz affedin dualarınıza amin, ben içiyorum, “derslerin de anasını sikiim, tevfik’in de betonun da, şimdiye kadar sövmediğim çağatayın da yaşarın da…” bölümümde öğretim görevlisi olan cümle alemin kısaca… 

Bu arada söylemeden de edemeyeceğim, abi candır… Yazılarımı okuduğunu zannetmiyorum, öylesi daha iyi gerçi ama sağolsun yaptığım en boktan işte bile hep desteklediğini gördüm, zannedersem bizimkilerin bu kadar sakin olmasının sebebi de o… benden önce derdimi anlatmıştır…

  • 4 months ago
  • 4
  • Permalink
  • Share
    Tweet

‎.
░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░░█████████
░░███████░░░░░░░░░░███▒▒▒▒▒▒▒▒███
░░█▒▒▒▒▒▒█░░░░░░░███▒▒▒▒▒▒
▒▒▒▒▒▒▒███
░░░█▒▒▒▒▒▒█░░░░██▒▒▒▒▒▒▒▒▒
▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒██
░░░░█▒▒▒▒▒█░░░██▒▒▒▒▒██▒▒▒
▒▒▒██▒▒▒▒▒███
░░░░░█▒▒▒█░░░█▒▒▒▒▒▒████▒▒
▒▒████▒▒▒▒▒▒██
░░░███████████
██▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒██
░░░█▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒█▒▒▒▒▒▒▒▒▒█▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒██
░██▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒█▒▒▒██▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒██▒▒▒▒██
██▒▒▒███████████▒▒▒▒▒██▒▒▒▒▒▒▒▒██▒▒▒▒▒██
█▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒█▒▒▒▒▒▒████████▒▒▒▒▒▒▒██
██▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒█▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒██
░█▒▒▒███████████▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒██
░██▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒████▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒▒█
░░████████████░░░█████████████████

  • 5 months ago
  • Permalink
  • Share
    Tweet
hellorocco:

”Bir gün ölürsem, öldüğüm günü değil, doğduğum günü hatırlayın”
 -Barış Manço-
                   Barış Manço (2 Ocak 1943 - 1 Şubat 1999) Doğum günün kutlu olsun!
View Separately

hellorocco:

”Bir gün ölürsem, öldüğüm günü değil, doğduğum günü hatırlayın”

 -Barış Manço-

                   Barış Manço (2 Ocak 1943 - 1 Şubat 1999) Doğum günün kutlu olsun!

(via turunclementine)

Source: sevvalizm

  • 5 months ago > sevvalizm
  • 259
  • Permalink
  • Share
    Tweet

akrabaların toplaştığı evde muhabbet kıtlığı çekildiği anlarda, evdeki en küçük bireyin yaptığı herşeyi yorumlamak ve gülmek gibi alışkanlıkları yoktur aborijinlerin. laf olsun diye muhabbet girişiminde bulunmazlar ve çok delikanlı insanlardır…

  • 5 months ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet

oyhhh!

Source: kafalardacicekleracmis

  • 5 months ago > kafalardacicekleracmis
  • 12
  • Permalink
  • Share
    Tweet

erasmus vol.1

Daha önceleri de bi ara bahsetmiştim efendim geçen dönem bi erasmus heyecanıdır, sınavlara hazırlanmalar ingilizce konuşmalar falan gazı aldık biz koptuk gittik buralardan 5 aylığına…

Gitmeden önce de Polonya yazdım bütün sözlüklere araştırma yapıyorum, hani orda olan-bilen kim varsa bilgi aliim ben bunlardan az çok napiim diye bi çabaya giriştim… Gidiyorum ya, heyecan üst kata vurmuş…

Bulabildiğim genel bilgiler şunlardı; (buyrun yazın deneyin)

-kızları çok güzel

-vodkası nefis

bu kadar…

İkisi de işime geliyo orası ayrı da pek bi bilgi edinebildiğim söylenemez…

Neyse günü geldi ben burdan aileyle vedalaşıp çıktım yola, aktarmalı, çetrefilli, afedersiniz y.rak gibi bi yolculuktan sonra ulaştım caaanım memleketim polonyama…

Bu arada da “aslında anlayabiliyorum da konuşamıyorum” ingilizcemiz vardı ya bizim; O yandı, artık ss konuşma evresine girdik biz aktarma esnasında 6 saat beklerken… Yurdun önüne geldik sağolsun benm menthor’um beni karşılayacak, selamlaştık içeri geçtik pasaportları falan teslim ettik derken, “selamunaleyküm birader” dedi bi ses…

“Ohaaa türk lan” dedim içimden, çünkü burdan hep yabancı ortam amk naapıcaz kimbilir havasıyla gittim, birinci dönemden orda olan memleketin tecrübelisi aynı zamanda da abimin bile hallendiği menthorümün sevgilisi Yüksel’le tanıştım… Sağolsun, çok da severim kendisini, bana her türlü yardımda bulundu, ki bu yardımlar vesilesiyle hayatımın en tuhaf günerinden birini yaşadım. tuhaf mı güzel mi orasını bilemedim. garipti…
babamla ilk konuşmamda da ne bok yersen ye bana çocuk peydahlayıp da gelme ordan uyarısını aldım… Adamın bile gözündeki polonya profili buydu… 


İlk günün heyecanını falan geçtikten sonra ertesi gün gözümü bi “amına koyiiiiiim” nidasıyla açtım. Bizim odanın önünden geliyodu ki kesinlikle Yüksel değildi…O an anladım orda tek türk olmadığımızı… Detayını da öğrendim aynı gün… 35 türk aynı yurttaydık…

Neyse ikinci gün Yüksel dedi ki gel sana buranın olayını öğretiim. alıştırma haftası diyelim buna, ben ortamı görüyorum, bu arada da sık sık dipnotlar geçiyo yüksel, şunu yap, bunu yap, buraya takıl, buralara gitme falan derken erasmus hayatımın 3’te 1’inin geçtiği aquarium’a attık kendimizi. 

Ömrümde diskoya gitmemiş olan ben, bi anda yanıp sönen ışıklar enteresan müziklerin arasında buldum kendimi. Geçtik biralarımızı aldık, kenara geçtik, ulan millet durmuyo önüne gelen kız yüksel’in boynuna sarılıyo, öpüyo falan… Yüksel ilah oldu bi an gözümde, vay amk adama bak dedim. şimdi tipe baksan aha da beni düşün aynen böyle, kara, kuru, kıllı, sadece benden daha uzun… İçiyoruz da içiyoruz, ben bi boktan anlamıyorum ya cool adam havalarına büründüm, etrafa gülüyorum sanki heryerde arkadaşım varmış gibi, kendi halimde biramı içiyorum bilmem ne, bi baktım kızlar yanaşmaya başladı… (rüya değil hee valla)

Bizde “Ford” tabiriyle bilinen, birazcık daha dansa benzer haline kızlar beni sürüklemeye başladı, dedim sikerler birayı daldım kalabalığa… yükselin önünde bi kız, arkasında bi kız takılıyolar, yüksel de bana yine komutlar veriyo “olum at şu elini kızın beline ses çıkarmiicak bak yanaş, sikicem belanı mal mal durma yap bişiiler falan” allah ne verdiyse aldım ben gazı, yılbaşında taksimdeki iranlılar gibi oldum… yapıştım kızlardan birine o nereye, ben oraya…

Neyse yüksel işaret etti hadi çıkıyoruz diye, hiç de çıkasım gelmedi, bi baktım kızlarla çıkıyoruz, “heeeyt bee yüksel daşşağnı yiim senin” diyorum içimden, 2 erkek 4 kız çıktık biz diskodan… Bindik taksiye, abi nereye gidiyoruz diyorum, sorgulama karıların evine gidiyoruz diyo… İyi lan dedim gidelim zaten az buçuk da alkollüyüm cesaret tavan…

Geldik apartmana, kızlar zil zurna, kapıyı bi açtılar içerde bi sap daha… Meğer onun eviymiş, yanımızdaki kızlardan biri de bu sapın eski sevgilisiymiş… genişliğe bak… ben kafamda hala vay amk diyorum. Geçtik içeri bi baktım ortada bi paravan var, onun dışında klasik tek odalı komünist evi…etrafı süzüyorum falan, kızlar üstümüzü değiştirelim dediler iyi dedik bi anda alayı birden soyundu. aha da bu cümle kadar ani oldu bu olay. Ömrümde ilk kez, ki muhtemelen son kez, 3 çift olmak üzere 6 meme gördüm aynı anda… Bozuntuya vermiyorum, hani görmüş geçirmiş takılıyorum da, manyak mısın amk 6 memeyi nerde görüp geçirdim ben aynı anda… demek ki polonya böyle bişeymiş abi alış diyorum, adamlar geniş, peeh meme de neymiş, kendi kendime terapi uyguluyorum… Ama bi taraftan da beynim sulandı, bendeki kültür çatışmasını bi düşünmek gerek, kendime hala hak veriyorum, bi gün önce atatürk havalimanı bi gün sonra diskolar, “yaslayan” kızlar, komünist evi,6meme. Ben ilk şoku atlatmaya çalışırken, yükselde aynı iplemezlik, tecrübeli adam amk 6 aydır burda, helal falan diyorum, neyse yüksel kızlardan birini aldı gitti paravanın arkasına, ön tarafta da ben, diğer sap, ve 3kız kaldık. eşşek diilim ya burdan her türlü iş çıkarırım diyorum…

Kızlardan biri eski sevgilisinin yanına yattı, onlar iptal, eleman yavşıvo öpüyo falan, dedim hala elde var 2. (ki arada atladım bu kalan iki kızdan biri de yerde eski sevgilisiyle yatanın ablası),

öbür ipsiz sapsız kendi halinde olan en müsait aday da geçti yatağa sızdı amk. yanaşıyorum konuşuyorum falan ses yok… Tek çare kaldı abla. 

Allah benim belamı verdi, o abla da bi başladı konuşmaya, susmuyo… ulan sus işte sevişcez herkes iptal ikimiz kaldık niye konuşuyoruz?

yok…

Türkler hırsız diyo, daha önce hollanda’da bunun çantasını çalmışlar, sadece yatmak istiyo türkler diyo… başından bu iki olay geçmiş dönüp dönüp aynı şeyi söylüyo…

Hadi hırsız diyo, onu çeviriyorum ya olur öyle her yerde var bizde de turistler dolmabahçeye işiyolar falan diyorum geyik meyik üstünü kapatıyorum, da öbürünü napıcaz? sadece yatmak istiyosunuz diyo. Napiim nikahıma mı aliim? ben erasmus için geldm 5 ay sora dönücem denilmiyo, öbür türlü yok canım sen yanlış adamlara denk gelmişsn aslında niyeti bu olmayanlar da var desem ben ne bok yiyorum o zaman burda…

Lafı döndürüp duruyorum, ben döndürdükçe o da başa sarıyo, bu arada da paravanın arkasından yükselden gelen sesler de beynimde yer etti artık (kolun dirsek hizasına, iç tarafına avuç içi ile saniyede iki kere vurup sesi de az çok tahmin edebilirsiniz), canımdan bezdim yüksele bağırıyorum abi yeter yıldım ben bu karıdan susmuyo bitir işini gidelim diye… 

Saatlerce konuştuktan sora sabaha karşı artık evden çıkıcaz, kız geldi yanağımı öptü sen farklıymışsın dedi, ulan bırakmadın ki aynı sınıfa ben de giriim diicektim laf bogazıma tıkandı, ingilizcem de yetmedi, neyse soraki seferlere dedim içime attım, 5 ay boyunca kaşar bi daha bana selam bile vermedi. Yükselin kahkahalarıyla, buz gibi havada kıçım dona dona bunları anlattım, işin kötü yanı şehir merkezine kadar da yürüdük evden…

Sonuç olarak, ilk günün travması çok farklı. Herzaman sarhoş kız iyi bişii diil, çoğunluk da olsa yetenekli olmadıktan sora mırt…

  • 5 months ago
  • 1
  • Permalink
  • Share
    Tweet

RIP John Lennon - December 8, 1980
View Separately

RIP John Lennon - December 8, 1980

(via sibidikkokarca)

Source: happinessisonlyamyth

  • 5 months ago > happinessisonlyamyth
  • 88
  • Permalink
  • Share
    Tweet
← Newer • Older →
Page 1 of 16

Logo

About

Me, Elsewhere

  • @serdarkaya_sk on Twitter
  • Facebook Profile
  • Google

Twitter

loading tweets…

Following

I Dig These Posts

  • Photo via sosyal-alkolik
    Photo via sosyal-alkolik
  • Photo via niyehepben
    Photo via niyehepben
  • Photo via karpuzkavun
    Photo via karpuzkavun
  • Post via kafalardacicekleracmis
    Rasim sen tükyana bak bende artist olma hayali ile böyük şehre gelmiş körpe kızları ağıma düşürüp geliyorum
    Post via kafalardacicekleracmis
See more →
  • RSS
  • Random
  • Archive
  • sor bebeğim
  • Submit
  • Mobile

Effector Theme by Carlo Franco.

Powered by Tumblr